SACD: ‘’Muz Yeme olayları” sınır dışı nedeni olmamalı ve de Suriyeliler ile Türkler arasındaki asri kardeşlik bağlarına zarar vermemeli.

  • Ana Sayfa
  • Basın Açıklamaları
  • SACD: ‘’Muz Yeme olayları” sınır dışı nedeni olmamalı ve de Suriyeliler ile Türkler arasındaki asri kardeşlik bağlarına zarar vermemeli.

SACD: ‘’Muz Yeme olayları” sınır dışı nedeni olmamalı ve de Suriyeliler ile Türkler arasındaki asri kardeşlik bağlarına zarar vermemeli.  

İstanbul, 12 Kasım 2021 – SACD, ülkelerinde korkunç bir yaşam tehdidi yaşadıktan sonra Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilere yönelik tüm sınır dışı etme işlemlerini durdurması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyor. Böyle bir zamanda Suriyelilerin bugün hala her bölgesinde kaosun sürdüğü Suriye’ye geri gönderilmesi onların hayatlarını büyük bir tehlikeye attığından, dile getirilen sınır dışı kararları Türk hukukuna ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. 

Göç İdaresi Başkanlığı 27 Ekim’de yaptığı bildiride, bir Türk vatandaşının Suriyeli mültecileri muz yedikleri için suçlayıp, Türk halkının muz almaya parasının yetmediğini söylediği ‘muz’ olayına tepki olarak “provokatif” paylaşımlarda bulunan yedi Suriyeliyi sınır dışı edeceğini açıkladı. Paylaşılan gönderilerin ırkçı yorumlara yanıt amaçlı olduğunu anlamakla birlikte, herhangi bir kötü niyet taşımadığını da düşünüyoruz. Ancak, birkaç mültecinin gerçekleştirdiği eylemi sanki Türkiye’de yaşayan bütün mülteciler yapmış gibi bir algının oluşturulması, kendilerine kucak açan millete saygısızlık olarak lanse edilmesi ne yazık ki acı vericidir. Ayrıca bu olay ve benzeri algı çalışmaları, Suriye’deki evlerini hayatlarını güvence altına almak için terk etmek durumunda kalan Suriyelilere ev sahipliği yapma konusunda Türkiye toplumunda derin kutuplaşmayı belirgin hale getirmiştir. Bunun yanında, Türkiye’yi de etkileyen küresel mali kriz konusunda mültecileri günah keçisi olarak görenlerin sayısını ve yoğunluğunu da maalesef daha da artırmıştır.  

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 55’inci maddesinin “sınır dışı edilen ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya” tabi tutulabilecek mültecilerin sınır dışı edilmesini yasakladığını hatırlatmanın önemli olduğuna inanıyoruz. Suriye’de güvenli bir ortam oluşturulmamışken, hiçbir Suriyeli, hayatlarını ciddi şekilde tehlikeye atacağından Suriye’ye geri dönmeye zorlanmamalıdır. 

Türk milletine, Türk bayrağına ve Türk egemenliğine yönelik her türlü hakareti kınamakla birlikte ve en fazla sayıda Suriyeli mülteciyi Türkiye’nin kabul ettiği gerçeğini de göz önünde tutarak; sınır dışı edilmeye sebep olacak herhangi bir kararın, “Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri dolayısıyla hayatı veya özgürlüğü tehdit altında kalacak olan ülkelerin sınırlarına her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek ya da iade (“refouler”) etmeyecektir” şeklinde açıklaması bulunan Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi‘ne aykırı olacağını hatırlatmak isteriz. Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Suriyelilerin sınır dışı edileceği yer belirtilmemiş olsa da Suriye’nin hiçbir yerinin Suriyelilerin güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönecekleri kadar güvenli olmadığına inanıyoruz.  

SACD, Türk ve Suriye halkının paylaştığı tarihi dostluk ve kardeşlik bağlarına zarar veren her türlü ırkçı söylemi kesin bir dille reddetmektedir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 54’ncü maddesinde belirtilen şiddet veya terör eylemlerinde bulunmadıkları veya sınır dışı edilmesini gerektiren bu tür eylemleri teşvik etmedikleri dikkate alınarak, mültecileri sadece ifade özgürlüğünü kullandıkları için cezalandıran herhangi bir eylemi reddettiklerini ifade eden tüm sivil toplumun önde gelen birey ve kuruluşları ve insan haklarını savunan her kesimi da destekliyor ve de onların bu duruşlarının Suriye’li ve diğer mülteci topluluklar tarafından çok değerli görüldüğünü bilemelerini istiyoruz.  

Son dönemde, tutuklulardan birinin sınır dışı merkezinden serbest bırakılmış olması, bizlere sınır dışı davalarının düşeceği ve geri kalan tutukluların da yakında serbest bırakılacağı ve aileleri ve sevdikleriyle yeniden bir araya gelecekleri yönünde umut vermekle birlikte nefret söylemleri ve şiddet konusunda potansiyel hedef olabilecek bu insanların ve ailelerinin Türkiye’deki güvenliği konusundaki endişelerimizi de dile getirmek isteriz. Bu nedenle, yetkililerin Türkiye’de yaşayan ve yıllardır Türk toplumu ile bütünleşmeye ve katkıda bulunmaya çalışan mültecilere yönelik ırkçı ve nefret söylemleri yayanlara karşı ciddi önlemler alacağını umuyoruz.  

 

Kapak fotoğrafı: Suriyeli kadınlar, Gaziantep işyerlerine ücretsiz dağıtılmak üzere yüz maskelerini kutulamaya hazırlanıyor. Aralık 2020. (Fotoğraflar UNDP Türkiye/Levent Kulu’nun izniyle)

Yorum Yap