KORKUNUN NORMALLEŞMESİ

KORKUNUN NORMALLEŞMESİ

ESAD YÖNETİMİNDEKİ SURİYE’DE GÜVENLİK VE YAŞAM ŞARTLARI

Suriye çatışmasının onuncu yılında; nüfusunun yarısından fazlasının yerinden edilmesi, Suriye rejiminin baskı ve yolsuzluğu, çeşitli devlet ve devlet-dışı aktörlerin varlıklarını ve nüfuzlarını sağlamlaştırmaya çalışması sonucu ülkenin parçalanması ve siyasi sürecin topyekun çöküşü giderek artan bir şekilde devam ettikçe Suriye toplumu her geçen gün daha da derinden parçalanıyor.

Suriye içinde yerinden edilmiş Suriyeliler için, fakat aynı zamanda ve giderek artan bir şekilde Komşu ülkelerdeki ve başka yerlerdeki Suriyeli mülteciler için de gündelik hayatın gerçekliği kasvetli. Yerinden edilenlerin büyük bir çoğunluğu hala geri dönmek istiyor, ancak güvenli bir ortamın ve başlangıçta onları yerinden eden güvenlik aygıtı reformunun garantileri uzak bir ihtimal gibi görünüyor. Yine de Rus müttefikleri tarafından yönetilen Suriye rejiminin normalleşmesi çabası sürecinde, yerinden edilmiş Suriyeliler neredeyse kesin olan keyfi tutuklama, gözaltında kaybetme, zorla alıkoyma ve taciz olasılıklarıyla yüzleşmek için giderek artan bir baskıyla karşı karşıyalar.

Lübnan ve Danimarka gibi hükümetler, artık Suriye’nin Esad’ın elindeki bölgelerindeki gerçeği görmezden gelme ve Suriyeli mültecileri bir erken geri dönüşe zorlamak için muhtelif önlemlere başvurma yönündeki niyetleri konusunda şeffaflar. Bu erken geri dönüş esnasında; hala on binlerce Suriyeliyi işkence altında cezaevlerinde tutan, kuşatma altındaki Idlib’de okul ve hastaneleri düzenli olarak bombalayan ve milyonları açlığa maruza bırakan bir rejimin onların temel güvenlik ve geçim ihtiyaçlarını garanti edeceği varsayılıyor. Bu hükümetlerin politikaları; Suriye’nin, Suriye rejimi tarafından kontrol edilen alanlarında “güvenlik ve yaşam şartlarında iyileştirme” gibi yalan bir anlatıya dayanıyor. Hakikat ise önem taşımıyor gibi görünüyor.

Esad yönetimindeki Suriye’deki hayatın bu kadar bariz bir şekilde yanlış temsil edilmesine katkıda bulunan faktörlerden biri, BMMYK gibi kurumların rejimin elinde tuttuğu bölgeleri hiç terk, etmemiş Suriyeliler de için dahi yaşam şartlarındaki bozulma ve yolsuzluk düzeylerinin yanı sıra geri dönenlerin karşı karşıya kaldıkları tehditler hakkında kapsamlı ve gerçeklere dayalı rapor vermemesidir. Bu durumun, Suriye rejiminin dolaysız baskısına erişim eksikliğinden başlayarak (bunu defalarca bildirdik).sayısız nedeni var. Sonuç olarak, bu bilgi boşluğunu doldurmak SACD (Suriye Vatandaşlık Onuru Derneği) gibi örgütlere ve hareketlere düşüyor.

Bu rapor, ilgili politika-yapıcılar arasında Suriye’de ülkenin korkunç durumunun gerçekliğinin inkar alanını daraltmaya yönelik bir başka girişimdir. Bu rapor; yerinden edilmiş Suriyeliler için güvenli, gönüllü ve onurlu bir geri dönüşü ihtimali ve Suriye’de kalıcı bir barış umudu sunabilecek nihai siyasi çözüm hakkında her türlü müzakereyi şekillendirebilecek olan en ilgili meselelerin bazıları hakkında Suriyelilerin bakış açısı ve algıları hakkında vukuf sağlayan dördüncü rapordur. Geri dönenler bir yana Esad’in kontrolü altındaki bölgeleri zaten hiç terk etmemiş olanlar için dahi güvenlik ve yaşam şartlarının çöküş kapsamı ve eğilimler hakkında tam bir resme ulaşmak için daha önceki raporlarımızla bir arada okunmalıdır.

Rapor; güvenlik duygusu, yaşam koşulları, yolsuzluk, Covid 19 pandemisinin etkisi ve ABD-AB yaptırımlarının etkililiği hususundaki algılar gibi konularda yapılan 500’den fazla mülakatla Esad’ın elindeki bölgelerdeki insanların yaşamlarına odaklanıyor. Rejimin işleyişine dönük herhangi bir eleştiriyi dile getirmenin dahi kişinin kendisinin ve ailesinin yaşamını riske atmak anlamına geldiği şartlarda araştırmacılarımızın yanı sıra görüşme yapılan kişileri de korumak için katı güvenlik protokollerine bağlı kalarak hazırlanan bu rapor; kendisine karşı sadakatsiz veya düzene muhalif gördükleri şöyle dursun çatışma boyunca kendisine sadık kalanları dahi hedef alan bir rejimin gaddarlığı, paranoyası ve çürüyüşü altında çözülen bir toplumu resmediyor. Ekonomideki çöküş ve devletin tüm seviyelerindeki kanser gibi metastaz yapan yolsuzluk, rejimin güvenlik aygıtını keyfi gözaltı ve gözaltında kaybetme ve gasp gibi yöntemleri, gözaltına

Bu araştırmanın ortaya çıkardığı belki de en trajik gerçeklerden biri, Esad’ın elindeki bölgelerdeki Suriyelilerin, geri dönmek zorunda bırakılanlar da dahil olmak üzere, rejimin güvenlik aygıtının uyguladığı şiddet ve baskıyı hayatın olağan bir gerçeği olarak görmeye başlamış olmalarıdır. Tutuklamalar ve gasp, özellikle de çöküş halindeki ekonomik şartlarda yaşam koşulları gittikçe kötüleştikçe, kişinin yaşayacağı ve başa çıkmak için stratejiler geliştirmesi gereken olağan tehditler olarak kabul görmeye başlamış durumda.

Ancak Suriyeliler hala onurlu ve özgür bir hayatın hayalini kuruyor ve bu rapor bu gerçeği sadece başka bir rapor. Ornek olarak, suçları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle rejime karşı uygulanan yaptırımlarla ilgili yanlış algılamalara rağmen, Suriyeyi hiç terk etmemiş olanlar da dahil olmak üzere, görüşme yapılan kişilerin büyük çoğunluğu, şayet rejimin çözülmesine ve güvenlik aygıtının yeniden yapılandırılmasına neden olacak ise, en sert yaptırımların sonuçlarına dahi katlanmaya gönüllü olduklarını ifade ettiler.

Suriye ile ilgili her türlü siyasi müzakerede hakim konu tüm Suriyeliler için güvenli bir ortamın yaratılması olmak durumundadır. Ancak ve ancak böylesi bir yaklaşım, 13 milyondan fazla yerinden edilmiş Suriyelinin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü için uygun şartları yaratabilir ki bu da her türlü siyasi çözüm ve hem Suriye hem de bölgenin kalici istikrarı için temel anahtardır. Bu rapor, Suriye hakkındaki bu temel gerçeğin bir başka hatırlaticisidir. Onemini görmezden gelmeyi veya asgari düzeye indirmeyi seçenler, aslında aktif olarak Suriyelilerin acılarının ve bunun sonucunda bölgenin istikrarsızlığının uzamasına katkı sağlamış olacaklardır.

Raporun tamamını indirin ve okuyun:

Yorum Yap