Şubat 2021

- Şubat 2021

Suriye rejimi, üç yıl önce Dera’daki muhaliflerle vardığı uzlaşma anlaşmasını hala ihlal etmeye devam ediyor. Bu ihlaller Rusya’nın tarafı olduğu ve rejim tarafından yerine getirilmesi öngörülen güvenlik ve barış mutabakatlarının her defasında nasıl akim kaldığını gösteriyor. 

Dera’da gittikçe kötüleşen ama Rusya’nın “güvenli” diye adlandırdığı gidişatı ve yerinden edilmiş milyonlarca Suriyeliyi, Rusya’nın “garantörlüğünde” nasıl bir güvenliğin beklediğini Şubat ayında tahlil etmiştik.  

Yine Şubat ayında yerinden edilmiş Suriyelilerin içinde bulundukları durumu değiştirebilecek mevcut ve eski yetkililerle, temsil ettikleri ülkelerin politikalarını ve planlarını anlatmak üzere birtakım görüşmeler gerçekleştirdik. 

Bu görüşmelerin ilkinde AK Parti Genel Başkan Vekili ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Danışmanı Sosyolog ve Aktivist Yasin Aktay, Suriyeli sığınmacıların mevcut durumu, bunların güvenli ve onurlu bir şekilde Suriye’ye dönüşleri, Türkiye’deki Suriyelilerin entegrasyonu, sığınmacı meselesinde Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye’nin Suriye’deki krizin çözüm planlarında yer aldığı pozisyonu anlattı. 

Suriye Kardeşlik, Sosyalleşme ve Yardımlaşma Derneği (SACD) tarafından, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adına hareket eden unsurların Deyrizor’da, yerinden edilme ve güvensizliğin artmasına sebep olan faaliyetlerine dair endişe bildirilen bir bildiri yayınlandı. Bölgedeki farklı protestoların artık birbiriyle bağlantılı hale geldiğini ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Deyrizor’daki politikalarının bölgedeki yerel halk arasında korkuları artırdığını, onları kasabalarını ve köylerini terk etmeye ittiğinin altını endişeyle çiziyoruz. 

SACD, bölgede yer alan uluslararası kurumların ve kilit devletlerin, SDG’nin Deyrizor’da öğretmenleri zorla çalıştırma konusundaki keyfi kararının ve yerel nüfusu olumsuz etkileyen diğer kararların etkilerini dikkate almasını bekliyor. 

Suriye’deki düzmece başkanlık seçimlerine dair SACD’dan Dr. Mervan Nezhan “Suriye’deki seçimler, kapsamlı bir siyasi çözümü olmayan bir hayalden ibarettir” başlıklı yazısında, Suriye rejiminin tertiplediği, insanların mecburiyetten oy kullandığı ve neticesinde bir diktatörü iktidarda tutmaya yarayan seçimlerin maskaralıktan başka bir şey olmadığı için üzerine konuşmanın da manasız olduğunu ifade etti. 

İnsanların vatandaşlığına ve insan haklarına asgari riayetin gösterildiği herhangi bir ülkede, halkın iradesini göstermesinin ve sesini duyurmasının birincil yolu seçimlerdir. Biz Suriyeliler, onlarca yıldır verdiğimiz oyların Suriye rejimine haksız bir meşruiyet kazandırmaktan fazlasına yarayacak bir demokrasiye hiç sahip olmadık. 

2021 Şubat ayı kanlı Hama Katliamı’nın 39’uncu yıl dönümüydü. SACD yayınladığı makalede tüm dünyaya hem katliamın seneidevriyesini hem de Esed rejimi iktidarda olduğu müddetçe Suriye’nin neden emniyetli bir yer olmayacağını hatırlattı. Zira Hafız Esed’in iktidara geldiği 1970 senesinden beri ülkenin güvenlik politikasının öncelikli amacı, muhalif tüm sesleri susturup sadık bir milis oluşturmak suretiyle, ailenin Suriye üzerindeki hakimiyetini pekiştirmek oldu. Nüfus olarak ekseriyeti temsil eden unsurların dışlanmasına ve mezhepçi istihbarat rejiminin daha da tahkim edilmesine dayanan bu politikadan muzdarip olan ilk yerlerden biri Hama şehriydi.  

SACD ayrıca ‘Şam’da Dört Mevsim’ kitabının yazarı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Şam eski Basın Sözcüsü Fernande Van Tets ile de bir röportaj yaptı. Tets, BM’nin Suriye’deki rolünde, kurumun karşılaştığı dilemmaları ve ülkenin, mültecilerin dönüşü için güvenli olup olmadığına dair beyanlar verdi. “Şahsen, şu anda Suriye’nin hiçbir yerinin geri dönmek için güvenli olduğunu düşünmüyorum. BM’nin 2018’de belirlediği geri dönüş için koruma kriterleri karşılanmadı. Gerçekleşen gönüllü geri dönüşler de bunun güvenli olmadığını gösteriyor.” 

Son olarak SACD, Suriye parlamentosunun 2011 yılında çıkardığı ve yabancılara mülkiyet satın almaları üzerine ikamet izni veren 11 sayılı ve Esed rejiminin “faydalı Suriye” hedefini gerçekleştirmek üzere ülkenin demografisini değiştirme teşebbüsü olarak yorumlanan kanuna dair kaygılarını ifade etti. 

Go to Top