- Mart 2021
Suriyeliler Mart ayında oldukça karışık duygulara sahip. 8 Mart 1963 Suriye ordusu, Baas Partisi’nin siyasi himayesinde iktidarı ele geçirerek ülkedeki demokratik işleyişe son verirken, 15 Mart 2011 ise Arap Baharıyla cesaret bulan halkın, özgürlük ve demokrasi naralarıyla ayaklanmasına şahitlik ediyordu. Rejimin gösterilere acımasız ve hukuksuzca karşılık vermesi, durumu en sonunda Suriyelilerin yarısından fazlasının yerinden edildiği bir iç savaşa dönüştürdü.
Suriye Devriminin onuncu yıl dönümünde, SACD, Suriyelilerin özgür ve onurlu bir yaşam talebi için sokaklara çıktığı dünya çapındaki anmalara katıldı.
O gün SACD, dünyanın neresinde olursa olsun seslerini duyurmak isteyen ve özgür, onurlu bir hayatın hayalini kuran tüm Suriyelilerin görüşlerine başvurdu. Bu nedenle kampanyamız “ Suriye Rüyası ” ve “Karama” (Onur) odaklıydı. Her ses, düşünce ve hayal, Suriyelilerin ilk günden beri düşünü kurduğu güvenli ortamı oluşturmanın ortak temelidir. Bu güvenli ortam, Suriyelilerin hak ettikleri hedef ve umutlarına ve 10 yıldır mücadele ettikleri onur ve özgürlüklerine kavuşmalarının tek yoluydu.
Mart ayında SACD, uluslararası toplumun Suriye trajedisine son verecek bir çözüme ulaşamamasının nedenlerine ışık tutmaya çalıştı. Ayrıca, politikalarının yerinden edilmiş Suriyeliler üzerinde büyük etkisi olan farklı ülkelerden mevcut ve eski yetkililer ve uzmanlarla birtakım mülakatlar gerçekleştirdi. Bu mülakatlarda kritik konumdaki ülkelerin politikalarını, kararlarını ve planlarını konuştu.
2002-2004 yılları arasında Şam Almanya Elçiliği’nde çalışmış olan, Suriye ile mevcut krizin siyasi yönlerine dair kapsamlı yazıları olan ve Heinrich Böll Vakfı’nın Ortadoğu Bölümü Direktörü Dr. Bente Scheller ile oldukça verimli ve samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Scheller, Suriyeli mültecilerin Almanya’ya entegrasyonu sürecinden, Almanya’nın yerinden edilmiş Suriyelilerin güvenli ve onurlu dönüşüne yönelik planlarının analizine kadar geniş bir yelpazede konuları ele alırken, “Almanya’nın Suriyeli mültecileri geri göndermek yerine entegre etmeyi düşünmesi gerektiğini” vurgulamıştı.
Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle ise SACD, yerinden edilmiş Suriyeli kadınların içinde bulunduğu kötü durumu gün yüzüne çıkarmanın önemli olduğunu vurgulamaktadır: Onların yerinden edilmelerine ne sebep oldu? Kendilerini güvende hissediyorlar mı? Evlerine dönmek istiyorlar mı? Güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönmeleri için ne yapılabilir? Kadınların ne düşündüğünü hesaba katmayan veya onları emniyetsiz, onurlarını hiçe sayan bir dönüşe mecbur edecek herhangi bir siyasi çözüm, yaratılan güvenlik algısı sebebiyle ikinci yerinden edilmeye sevk eden güçlü ve itici faktörler üretebilir.

