- BMMYK Kapsamlı Koruma Çözümleri Stratejisi Koruma Kriterleri: Her bireyin geri dönme kararı, herhangi bir zorlama olmaksızın, bilinçli ve gerçekten gönüllü bir şekilde gerçekleşmektedir
Suriye’deki gerçek şu ki, Suriyeliler, ister ülke içinde ister ev sahibi ülkelerde olsun, yerinden edilme nedeniyle acı çekiyor olsalar bile hala geri dönmek istemiyorlar. Bunun başlıca nedeni, yerinden edilmelere neden olan koşulların hala mevcut ve aktif olması ve rejimin kontrol ettiği alanları baskı altına almaya devam etmesidir. Suriye’de güvenli bir ortamın varlığı konusunda Suriyelileri yanıltmanın neden olacağı tehlikeleri vurgulamak gerekir. Erken dönüş hiçbir çözümle sonuçlanmayacak, hayatlarını bozacak, kalıcı istikrarsızlığa katkıda bulunacak ve yerinden edilme dalgaları devam edecek.
Ev sahibi ülkelerin kendi içlerinde gelişimleri kesinlikle mültecilerin siyasallaştırılmasıyla sağlanamayacaktır. Aksine, bu sadece insanlıktan çıkaran söylem ve davranışlara neden olacak olup, daha fazla sorun oluşturacaktır. Ve Suriye’deki asıl meseleden uzaklaşmak: Güvenli bir ortama odaklanarak siyasi süreci ilerletmek ve yerinden edilmiş Suriyelilerin tanımladığı gibi gerçek güvenli, gönüllü ve onurlu bir geri dönüş için koşulları güvence altına almak.
SACD tarafından yürütülen araştırma sonuçları, rejim kontrolündeki bölgelere geri dönenlerin yüzde 62’sinin hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade ettikleri için geri dönenlerin birçoğunun geri döndükten sonra hayal kırıklığına uğradığını gösteriyor. Bazıları geri dönüşlerinin “aptalca bir karar” olduğunu söylüyor ve rejimin durumun istikrara girdiği yönündeki propagandasına inandıkları için kendilerini kandırılmış hissediyorlardı. Ayrıca, rejimin zorla ele geçirdiği bölgelerde görüşülen kişilerin yüzde 73’ü oradan ayrılmak istiyor. Bu ayrılma isteği, o bölgelerde vatandaşların sıklıkla maruz kaldıkları suistimal ve ihlallere karşı duyulan kırgınlığı yansıtmaktadır. Yüzde 84’ü diğerlerine rejim kontrolündeki bölgelere dönmelerini tavsiye etmiyor.
SACD’nin “Çekiç ve Örs Arasında” isimli anket raporuna göre, rejim kontrolündeki bölgelere geri dönenlerin yüzde 48’i, güvenlik ve yaşam koşulları söz konusu olduğunda rejimin elindeki bölgelerde gerçeklik şokunu yaşadıkları için bir kez daha ülkeyi terk etti. Yüzde 68’i geri dönme kararlarından memnun değil. Geri dönenlerin yüzde 65’i, ya rejim bölgelerinde hüküm süren kötü yaşam ve ekonomik koşullarda sıkışıp kaldıkları, tacize, keyfi tutuklamalara maruz kaldıkları ya da Esad’ın ordusuna katılmak üzere zorla askere alınmaktan korktukları için geri dönerek hiçbir şey elde etmediklerini belirtti.
Daha önce Danimarka, Şam şehrinin güvenli bir yer haline geldiğini ve mültecilerin buraya iade edilebileceğini belirten bir rapor yayınladı. Fakat Uluslararası Af Örgütü, Aralık 2021’de, Danimarka makamlarına son raporlarında “bazı yanlış beyanlarda bulunduğunu” bildirdi. Uluslararası Af Örgütü mektubunda, “Akıl almaz bir yaklaşım” olarak nitelendirdiği bu kararı eleştirdi ve “Suriye yetkililerinin durumu çözme yönündeki anlaşmayı kabulünün, bireyleri keyfi gözaltına alınmaktan koruyacağının garantisi olmadığı” uyarısında bulundu.
Suriyeli mültecilerin bilinçli geri dönüş kararları alabilecekleri güvenilir bilgi ağlarının olmaması ve insani yardım kuruluşlarının yeterli erişime sahip olmaması yüzünden Suriye’de gönüllü geri dönüş ve dönenlerin yeniden entegrasyon durumlarını izleyememesi nedeniyle, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan tüm ülkelere Suriye’nin geri dönüş için güvenli olmadığı savını kabul etmeleri yönünde çağrıda bulunuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), uluslararası bağış yapan hükümetlerin, geri göndermeme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecek, Suriye’ye zorla geri gönderme ve acil sınır dışı etme gibi uygulamalara karşı koymak için sahip oldukları nüfuzu kullanmaları gerektiğini vurgulamakta.
SACD’nin Yardımın Silahlandırılması raporu, Suriye rejiminin insani yardımları nasıl silaha dönüştürdüğünü ve rejimin elindeki bölgelerdeki nüfuslara sağlanan yardımı nasıl kontrol ettiğini açıklıyor. Raporun anket sonuçları, ankete katılanların yaklaşık yüzde 58’inin rejim kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren uluslararası ve yerel insani yardım kuruluşlarındaki yolsuzluk düzeylerini orta ila çok yüksek arasında tanımladığını göstermiştir. Katılımcıların yaklaşık %44’ü Suriye rejimi tarafından kontrol edilen bölgelere tahsis edilen insani yardımın %25’inden fazlasının askeri birimlere ve milis güçlere aktarıldığını düşünürken, %16’sı gerçek oranın daha da fazla %50 ila %75 arasında olduğuna inanıyor.
Rejim bölgelerinde yaşayanların yüzde 75’i Suriye rejiminin davranışlarından memnun değil ve ankete katılanların yüzde 89’u, güvenlik, hizmet sunumu veya ekonomik açıdan olsun, rejiminin kontrolü altındaki alanlardaki bütün yaşam koşullarından duydukları memnuniyetsizliklerini dile getirdi. Katılımcıların neredeyse yarısı bu bölgelerden ayrılmak istemekteler.


